mamadali den fadime
Suchergebnisse
Sonntag, 10. November 2013
Sonntag, 27. Oktober 2013
Nazım Hikmet'in kayıp şiiri yayınlandı
T24 yazarlarından Hakan Aksay bugünkü yazısında Nazım Hikmet'in biri 'unutulmuş' biri de Fransız komünist Henri Martin için yazılmış ve bilinmeyen iki şiirine yer verdi.
Unutulmuş şiirin öyküsü
Hakan Aksay'ın yazısında yer alan bilgilere göre, Melih Güneş, Nâzım Hikmet’in 1921-1961 yılları arasını kapsayan şiirlerinden seçerek oluşturduğu, 1961 yılında Rusça yayımlanmış kitabını incelerken Türkçe son baskılarda göremediği “Bir Cezaevinde, Tecritteki Adamın Mektupları” bölümündeki bir şiirinin, Ekber Babayev’in hazırladığı Sofya baskılarında olduğunu fark ediyor. Şairin kendi seçtiği şiirlerinden oluşan Rusça kitapta, Senin Adını Kol Saatımın Kayışına Tırnağımla Kazıdım ile Bugün Pazar şiirlerinin arasında yer verdiği 1938 tarihli şiir, Aydın Aydemir'in yazdığı 1970 yılında basılan Nâzım kitabında da bulunuyor. Şiir Nâzım Hikmet’in sağlığında basılan, iki ciltlik İtalyanca çevirilerin Poesie cildinde ve SSCB’de Rusça basılan Şiirler ve Uzun Şiirler kitabında da yer alıyor. Türkiye ’de önce 1946 yılında, Orhan Burian’ın Kurtuluştan Sonrakiler adlı kitabında ve kitabın yeni baskısında da görülüyor. Daha sonra şairin toplu eserlerinde kendine yer bulamayan bu şiir, uzun yıllar sonra şimdi hayat buluyor:
Sana fevkalâde mühim
bir fikir söyliyeyim:
Yerine göre değişiyor insanın huyu.
Ben burada dehşetli seviyorum
Kapımın sürgüsünü açıp
duvarlarımı yıkan uykuyu.
Sanki bir dost elinin itişiyle
-hani o beylik benzetişiyle-
girer gibi rahat
ılık bir suya
bırakıyorum kendimi uykuya.
Rüyalarım mükemmel:
Hep dışardayım.
Kâinat güneşli, kâinat güzel.
Rüyalarımda daha bir kerre bile hapis olmadım,
bir kerre bile dağdan?
yuvarlanmadım uçuruma.
“Uyanışların korkunç oluyor ama”
diyeceksin.
Hayır, karıcığım,
rüyanın payını rüyaya verecek kadar
cesaretim var.
Kayıp şiir: Henri Martin'in Sesi
Aksay 'kayıp' şiiri ise şöyle aktarıyor:
Gelelim “Henri Martin'in Sesi”ne. Şiir kayıp. Yani Türkçesi yok. Lev Oşanin'in çevirisiyle Rusçası 21 Ağustos 1951 yılında bir Sovyet gazetesinde (Literaturnaya Gazeta, yani Edebiyat Gazetesi) yayımlanmış.
Melih, Vera Tulyakova Hikmet Arşivi’ndeki 60 yıllık gazete küpürleri arasında rastlamış şiire. Nâzım'ın Dünya Gençler ve Öğrenciler Festivali’ne katılmak üzere Berlin’e yaptığı ziyarette, Fransa ve destekçilerinin, Vietnam ve destekçilerine karşı savaş açtığı Birinci Hindiçini Savaşı kahramanlarından, o yıllarda tutuklu bulunan ve Picasso, Sartre gibi isimlerin de destek verdiği Henri Martin için yazdığı bir şiir bu. Melih Güneş'in "anlamsal çevirisi" ile sunuyoruz:
Henri Martin’in Sesi
Sen buradasın Henri Martin
Türkülerle ve bayraklarla karşıladık seni
Arkamızda bütün Berlin
Türkülerimiz gençliğin türküsüydü
yaşamın türküsü
barışın türküsü
alnına çizgi, saçına ak düşmemişlerin türküsü.
Güvercinler havalandı bayraklarımızın gösterdiği yoldan gökyüzüne.
Sen önümüzdeydin, yakışıklı ve yürekli,
Deniz gibiydin, deniz misali güneşin ışıltısında
Bizse kıyıydık, dağlardık,
fırtınalı ve güçlü bir rüzgâr gibi haykıran
sesinle gürleyen bir ormandık.
Konuştun bizimle.
Biliriz sesini biz senin.
Yüzünü bildiğimiz gibi en yakın dostumuzun,
biliriz sesini Henri Martin.
Sesin dedi ki bize:
“Fırsat vermeyin kardeşlerimizi öldürmelerine,
Çekip çıkarın onları hapisane duvarlarından”
Biliriz sesini biz senin kardeşim,
O ses...
O ses öyle bir şeydi ki...
ölüm hakimlerinin yüzüne inen bir tokat gibiydi.
Ve hükümden sonra sevdalın senin
bir tüy gibi narin,
başladı ağlamaya.
Senin erkekçe sesin
okşadı onu şefkatli bir sitemle
süngülerin arasından,
demirden çember örmüş olan süngülerin...
Dedi ki sesin senin:
“Tut gözyaşlarını asker karısı
gösterme düşmana”
Biliriz sesini biz senin Henri Martin.
Biz ki doğruya kulak verenlerdeniz
biz ki hakkımız var sevdalanmaya, çocuklar doğurmaya, yaşlanmaya,
huzurlu bir ihtiyarlığa,
yanıbaşımızda oynayan torunlarla...
Biz ki, ne öldürmek ne öldürülmek isteriz
Biliriz sesini biz senin Henri Martin, avcumuzun içi gibi.
Sen buradaydın Henri Martin,
burada, Berlin’de, herkesin gözü önünde.
Ağustos’un beşinde bu bin dokuz yüz elli bir yılının.
Biz siyahı, sarısı, beyazı, yüz dört ülkeden delikanlı ve kız,
dinmeyen alkışlarla karşıladık seni
türküler ve yükselen bayraklarla,
sana çiçekler sunduk.
Ve iki kat daha fazla sevdik biz Fransa’yı
anaların nice bahadırlar doğurduğu
senin gibi...
Samstag, 26. Oktober 2013
HDK 3. Genel Kurulu yapıldı
Halkların Demokratik Kongresi 3. Genel Kurulu yapıldı. Kongreye, İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ile bazı sivil toplum örgütü temsilcileri de katıldı.
Halkların Demokratik Kongresi 3. Genel Kurulu yapıldı. Kongreye, İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ile bazı sivil toplum örgütü temsilcileri de katıldı.
Halkların Demokratik Kongresi 3. Genel Kurulu yapıldı.
Divan'ın
belirlenmesinin ardından Divan başkanlığına seçilen Gencay Gürsoy,
tarihi bir gün yaşadıklarını belirterek, sadece Türkiye için değil bölge
için de çok büyük anlamlar ifade eden bir genel kurulu başlattıklarını
söyledi.
İki
yıl içinde zor günler geçirdiklerini, zaman zaman yetersizlikler
yaşadıklarını ifade eden Gürsoy, başlangıçta düşündükleri resimden uzak
olduklarını, yeteri kadar kapsayıcı bir yapıya kavuşamadıklarını dile
getirdi.
Siyasi
faaliyet raporu ve çalışma raporunun görüşülmesi sırasında söz alan
İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, Halkların Demokratik
Kongresi'ni değerlendirmek için kamuoyunda
bu fikriyatın oluşmasını hangi kesimlerin tepkiyle karşıladığına ve
hangi kesimlerde coşku yarattığına bakmak gerektiğini belirtti.
Bu
düşüncenin, emekten, özgürlükten, demokrasiden yana, eşitliği adaleti
savunan kim varsa onlarda yüksek bir heyecan doğurduğunu ifade eden
Önder, bunun dışındaki kesimlerin bu oluşumu itibarsızlaştırmak,
değersizleştirmek gibi bir tutum içine girdiklerini kaydetti.
Oluşumun
bileşenlerine bakıldığında Türkiye'de bir ilkin gerçekleştirildiğini
söyleyen Önder, "BDP blok çalışmalarını yürütürken 'bu seçim işbirliği
değildir, stratejik işbirliğidir' dedik. Bu sözü yerine getirmemizin
adıdır HDK, bunun özgünlüğünün sonucudur HDP. Bileşenlerin hepsi kendi
özgünlüğünü koruyarak bir araya gelinebileceğini, bireysel temsiller de
dahil olmak üzere herkesin kendini ifade edebilceceği bir alan tesis
edilebileceğini gösterdi. Ne yapacaksak birlikte yapacağız. Bu pratiği
göstereceğimiz ilk alan yerel seçimlerdir" dedi.
AA
Sonntag, 1. September 2013
Kürtçe eğitim veren İletişim Fakültesi açılıyor
Diyarbakır Dicle Üniversitesi bünyesinde önümüzdeki yıl açılacak olan iletişim fakültesinde öğrencilere Türkçe, Kürtçe ve İngilizce eğitim verilecek...Dicle Üniversitesi Genel Sekreteri ve İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Sabri Eyigün yaptığı açıklamada, yaklaşık 2 yıl önce üniversite bünyesinde iletişim fakültesi açtıklarını ancak iletişim alanında yeterli akademisyen bulunmadığı için öğrenci alamadıklarını söyledi.
Fakülteye bu yıl 3 öğretim üyesi, 1 profesör, 2 yardımcı doçent ve 4 öğretim görevlisi aldıklarını ifade eden Eyigün, önümüzdeki yıl öğrenci almaya başlayacaklarını bildirdi.
"Fakülteyi açtığımız zaman ilk işimiz Kürtçe seçmeli ders koymak olacak. İletişim fakültelerinin birçoğunda kendilerine özgü ajanslar var. Bu ajanslar aynı zamanda öğrencilerin staj yapmalarına imkan sağlıyor. Burada özellikle Kürtçe haber yapma konusunda ciddi biçimde çalışmalarımız olacak" diyen Eyigün, fakültede Kürtçe haber ve yayın yapma konusunda özel bölümlerin olacağını kaydetti.
İlk etapta 30 öğrenci alınacak
Anadolu Ajansı'nın da Kürtçe yayın yapmaya başlayacağını hatırlatan Eyigün, şöyle konuştu:
"Bizi bu konuda daha çok teşvik etmiş olacak. Özellikle Kürtçe haber yapma konusunda özel bir programımız olacak. İlk etapta 30 öğrenci alınacak. Zaman içerisinde öğrenci sayısı artacak. Fakültenin alt yapısı hazır. Bir gazete çıkarmaya başladık. Bu yıl geç kalınmasaydı, öğrenci alabilseydik derslere başlayacaktık ancak biraz geç kalındığı için öğretim üyelerinin atamaları konusunda sıkıntı çıktı. Yetişemedi için YÖK haklı olarak ek kontenjanda listeden çıkardı. Ancak önümüzdeki eğitim döneminde kesinlikle iletişim fakültesi açılacak. Orada Kürtçe gazetecilik bölümüne ayrı bir önem verilecektir."
Eyigün, bölgede sadece Elazığ'da iletişim fakültesinin bulunduğunu, bölgenin medyanın merkezi konumunda olduklarını dile getirerek, açacakları fakültede saha ile teoriyi birleştireceklerini, yayın kuruluşlarıyla yoğun bir çalışma içerisine girmek istediklerini vurguladı.
Güneydoğu'nun gazetecileri yetişecek
Mezun olan öğrencilerin bölgede hizmet vermesini umduklarını aktaran Eyigün, fakültelerinin bölge basına yeni bir kalite getireceğini, ufuk açacağını belirtti.
Bundan sonra Güneydoğu'nun gazetecilerinin Dicle Üniversitesi'nde yetişeceğini ve en az 3 dilli olacaklarına dikkat çeken Eyigün, şöyle devam etti:
"Öğrenciler, Türkçe, Kürtçe ve İngilizce eğitim alacak. Başka hiçbir üniversitede Türkçe, Kürtçe ve İngilizce iletişim dili olan fakülte yoktur. Dolasıyla ilk defa Diyarbakır'da 3 dilli iletişim fakültesi öğrencileri yetişecek. Ayrıca, halkla ilişkiler uzmanı yetişecek. Şu an kadar hiçbir üniversitede halkla ilişkilerde Kürtçe dersi veren fakülte de yok. Hem bölgede hem de Irak başta olmak üzere bölge ülkelerinde bu anlamda Kürtçe bilen halkla ilişkiler uzmanına ihtiyaç var. Çünkü komşu ülkelerde çalışan birçok Türk firması var. Türk firmaları iletişim kurmada çok ciddi şekilde sıkıntı çekiyor. Bizim öğrencilerimiz Türkçe, Kürtçe ve İngilizce'ye hakim olacak. Bu dilleri bilen ve iletişim becerileri söz konusu olduğu zaman eminim iş bulma konusunda öğrencilerimiz sıkıntı çekmeyeceklerdir. Belki birçok şirket üniversitemizde yetişecek elemanlara güvenerek komşu ülkelerinde halkla iletişim alanında büro açacaklar."
http://www.haber24.com/Kurtce-egitim-veren-iletisim-Fakultesi-aciliyor_116995.htm
Anadolu Ajansı Kürtçe yayına başlıyor
Anadolu Ajansı, yayın yaptığı dillerin arasına Kürtçe'yi de katıyor.
Anadolu Ajansı (AA ), dünyanın en etkili 5 haber ajansından biri olma hedefi doğrultusunda, yayın dilleri arasına Kürtçe'yi de katıyor. AA yarın, Kürtçe'nin Kurmancca ve Soranca lehçelerinde haber servis etmeye başlayacak.
Kuruluşunun 100. yılında, 11 dilde haber üretmeyi hedefleyen AA , çok dilli yayın çalışmalarını sürdürüyor . Türkçe'nin yanı sıra İngilizce , Arapça, BSH (Boşnakça, Hırvatça, Sırpça) ve Rusça yayın yapan AA , Mart ayında başladığı Kürtçe yayın projesini tamamladı.
Hazırlık sürecinde bölgemedyasına yapılan ziyaretler ve talepler doğrultusunda, Kürtçe'nin Kurmancca ve Soranca lehçelerinde yayın yapma kararı alan AA , Ankara ve Erbil merkezli bir çalışma yürüttü.
Erbil'de büyük bir ofis tutan AA, Kuzey Irak'ın bir başka büyük kenti olan Süleymaniye'de de büro açtı. Kerkük'te ise büro açma çalışmaları devam ediyor.
Kürtçe Haberler Servisi için başvuru yapan ve Kürtçe'nin Kurmancca ile Soranca lehçelerinde yeterli olduğu belirlenen personel, Anadolu Ajansı Haber Akademisi'nde eğitimden geçirildi. Mardin Artuklu ve Muş Alparslan üniversitelende görevli akademisyenler ile deneyimli gazetecilerden ders alan personel, deneme yayınları tamamlayarak, yayına hazır hale geldi.
Kürtçe Haberler Servisi, politika, ekonomi, spor, turizm, yaşam, kültür-sanat başlıkları altında Türkiye ve dünyada yaşanan gelişmeleri, Kürtçe'nin Kurmancca ve Soranca lehçelerinde, fotoğraflı ve görüntülü olarak bölge medyasına servis edecek.Türkiye ve Irak Kürt Bölgesinde meydana gelen gelişmeler de, Türkçe, Arapça, Rusça ve Boşnakça olarak dünya medyasına ulaştırılacak.
Kürtçe, AA'nın 6. yayın dili olacak
Kürtçe haber üretiminin başlamasıyla, Anadolu Ajansı'nın yayın dili sayısı 6'ya çıkmış olacak.
Kürtçe üretilen haber, foto ve görüntüler, Kurmancca lehçesinde, Anadolu Ajansı’nın “http://www.aa.com.tr/kk”, Soranca lehçesinde ise “http://www.aa.com.tr/ks” adresli web siteleri üzerinden takipçilerine ulaştırılacak.
Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden medya kuruluşlarına bir süre ücretsiz verilecek haberler, daha sonra abonelik sistemiyle medya kuruluşlarına servis edilecek.
Çalışmalarını ''güvenilir, tarafsız, etik ve hızlı'' ilkeleri üzerine kuran Anadolu Ajansı, Kürtçe yayınıyla, bölge medyasına yeni bir soluk getirmeyi hedefliyor
Hazırlık sürecinde bölge
Erbil'de büyük bir ofis tutan AA, Kuzey Irak'ın bir başka büyük kenti olan Süleymaniye'de de büro açtı. Kerkük'te ise büro açma çalışmaları devam ediyor.
Kürtçe Haberler Servisi için başvuru yapan ve Kürtçe'nin Kurmancca ile Soranca lehçelerinde yeterli olduğu belirlenen personel, Anadolu Ajansı Haber Akademisi'nde eğitimden geçirildi. Mardin Artuklu ve Muş Alparslan üniversitelende görevli akademisyenler ile deneyimli gazetecilerden ders alan personel, deneme yayınları tamamlayarak, yayına hazır hale geldi.
Kürtçe Haberler Servisi, politika, ekonomi, spor, turizm, yaşam, kültür-sanat başlıkları altında Türkiye ve dünyada yaşanan gelişmeleri, Kürtçe'nin Kurmancca ve Soranca lehçelerinde, fotoğraflı ve görüntülü olarak bölge medyasına servis edecek.Türkiye ve Irak Kürt Bölgesinde meydana gelen gelişmeler de, Türkçe, Arapça, Rusça ve Boşnakça olarak dünya medyasına ulaştırılacak.
Kürtçe, AA'nın 6. yayın dili olacak
Kürtçe haber üretiminin başlamasıyla, Anadolu Ajansı'nın yayın dili sayısı 6'ya çıkmış olacak.
Kürtçe üretilen haber, foto ve görüntüler, Kurmancca lehçesinde, Anadolu Ajansı’nın “http://www.aa.com.tr/kk”, Soranca lehçesinde ise “http://www.aa.com.tr/ks” adresli web siteleri üzerinden takipçilerine ulaştırılacak.
Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden medya kuruluşlarına bir süre ücretsiz verilecek haberler, daha sonra abonelik sistemiyle medya kuruluşlarına servis edilecek.
Çalışmalarını ''güvenilir, tarafsız, etik ve hızlı'' ilkeleri üzerine kuran Anadolu Ajansı, Kürtçe yayınıyla, bölge medyasına yeni bir soluk getirmeyi hedefliyor
Samstag, 27. April 2013
Tüneller 2014 Sonuna!.
19 Nisan 2013 19:42

AKP Malatya Milletvekili Ömer Faruk Öz, Karayolları çalışmalarını açıkladı. Karahan ve Erkenek tünellerinin bitişinin 2014 yılı sonunu bulacağı bildirildi.
AKP Malatya Milletvekili Ömer Faruk Öz, Karayolları çalışmalarını açıkladı. Karahan ve Erkenek tünellerinin bitişinin 2014 yılı sonunu bulacağı bildirildi.
Karayolları Genel Müdürlüğü'nden, bu kuruluşun Malatya'daki çalışmaları hakkında bilgi alan Öz, son durumla ilgili şu bilgileri verdi:
"KARAHAN TÜNELİ
Karahan Tüneli toplam 2x1607 m. uzunluğunda olup, bugüne kadar 2x1132 m. (2264 m.)’lik kazı ve destekleme çalışmaları tamamlanmıştır. Bu kesimlerde nihai beton işleri halen devam etmektedir. Tünelde proje ve ön etüt safhasında öngörülmeyen kötü zemin şartları nedeniyle planlan süresi içerisinde bitirilmesi mümkün olamamıştır. Karşılaşılan yeni zemin koşullarına göre kazı destek revize projelerinin hazırlanma çalışmalarına bu doğrultuda devam edilmektedir. Kalan 2x475 m.’lik kesimde mevcut keşif ile kalan imalatların tamamlanması mümkün olmadığından kalan işler için ikmal ihalesi çalışmalarına başlanılmıştır.
Tünelin tamamen 2014 yılı sonuna kadar (Aydınlatma ve havalandırma dahil) bitirilmesi hedeflenmektedir.
ERKENEK TÜNELİ
Erkenek Tünelinde kazı ve destekleme çalışmaları devam etmekte olup, toplam 2x1255 m. (2510 m.’si) tamamlanmıştır. Sol tüpte 750 m. nihai beton kaplama yapılmıştır. Erkenek tünelinde geri kalan 2x561 m.’lik kesimde proje ve ön etüd aşamasında öngörülmeyen kötü zemin şartları nedeniyle planlanan süresi içerisinde bitirilmesi mümkün olamamaktadır. Bu nedenle karşılaşılan yeni zemin koşullarına göre kazı destek revize projeleri hazırlanmış olup, çalışmalara bu doğrultuda devam edilmektedir.
Tünelin tamamen 2014 yılı sonuna kadar (Aydınlatma ve havalandırma dahil) bitirilmesi hedeflenmektedir.
MALATYA KUZEY ÇEVRE YOLU
Malatya Kuzey Çevre yolu toplam 54 Km. uzunluğunda olup, 2013 yılı yatırım programında yer almaktadır. Tarım Reformu Genel Müdürlüğü ve Malatya Valiliği koordinasyonuyla toplulaştırma çalışmaları devam etmektedir. Bu çalışmaların tamamlanmasını müteakip ihaleli olarak yapımı gerçekleştirilecektir.
KULUNCAK-HEKİMHAN YOLU:
Mevcut yol toplam 32 Km. uzunluğunda 3A standardında trafiğe hizmet vermektedir. Bu yolun standardını yükseltmek için proje ihalesi yapılmış olup, çalışmalar devam etmektedir. Projenin 2013 yılı içerisinde tamamlanması programlanmıştır.
PÖTÜRGE-DOĞANYOL YOLU:
Mevcut yol düşük standartlı yol olarak trafiğe hizmet vermektedir. Özellikle kışın kar mücadelesinde sıkıntı yaşanmaktadır. Bu yolun standardını yükseltmek için proje çalışmaları devam etmektedir. 2013 yılı sonu itibariyle proje çalışmalarının tamamlanması hedeflenmiştir.
MALATYA-HEKİMHAN-16.BL.HD. (SİVAS YOLU) YOLU
Adı geçen yol toplam 103 Km. uzunluğunda olup, 2012 yılında 2 kısım halinde ihale edilmiştir. Malatya’dan itibaren ilk 54 Km.’lik yolun sözleşmesi imzalanmış ve müteahhide yer teslimi yapılmıştır. Yüklenici firmanın şantiye kurma çalışmaları devam etmektedir. 2013 yılında ilk 9 Km.’si BSK seviyesinde bitirilmesi hedeflenmektedir. 2.Kısımın ihalesi ise Kamu İhale Kurumu’na yapılan itirazlar neticesinde gecikmiş olup, şuan itibariyle ihaleyi alan firmaya sözleşmeyi imzalamak üzere davetiye gönderilmiştir. Sözleşmenin imzalanmasını müteakip 15 gün içinde yer teslimi yapılarak çalışmalara başlanılacaktır.
ARAPGİR – DİVRİĞİ YOLU
29 km uzunluğundaki yolun üstyapı ihalesi 2012 yılında yapılmıştır. 2013 yılı içerisinde çalışmalara başlanılacak olup yolun tamamının asfalt seviyesinde bitirilmesi hedeflenmiş ve gerekli olan ödenek ayrılmıştır.
ARAPGİR – ÇEVRE YOLU
9 km uzunluğundaki bu yolun BY yapım ihalesi 27.07.2012 tarihinde yapılmış olup, sözleşmesi yapılmıştır. 2012 yılında mevsim şartlarının olumsuz olması nedeniyle çalışmalara başlanılamamıştır. 2013 yılında 4 km bölünmüş yol bitirilmesi hedeflenmiştir.
ARAPGİR – KEMALİYE İL YOLU
Bu yolun 18,6 km’ si Malatya ili sınırlarında kalmaktadır. Yolun 12,6 km’ si sathi kaplama seviyesinde tamamlanmıştır. Bu yolda Km: 0+000 – 4+000 arasında kısmi heyelanlar meydana gelmiş ve yol gövdesini tahrip etmiştir. Heyelanların ıslahı ve kalan 6 km için 2012 yılında yapım ihalesi yapılmıştır. 2013 yılında sathi kaplama seviyesinde bitirilmesi hedeflenmiştir."
http://www.sanalbasin.com/malatya-haber-siteleri/doganyol-haber-doganyolhabercom-14120.html?href=http://www.doganyolhaber.com
19 Nisan 2013 19:42
AKP Malatya Milletvekili Ömer Faruk Öz, Karayolları çalışmalarını açıkladı. Karahan ve Erkenek tünellerinin bitişinin 2014 yılı sonunu bulacağı bildirildi.
AKP Malatya Milletvekili Ömer Faruk Öz, Karayolları çalışmalarını açıkladı. Karahan ve Erkenek tünellerinin bitişinin 2014 yılı sonunu bulacağı bildirildi.
Karayolları Genel Müdürlüğü'nden, bu kuruluşun Malatya'daki çalışmaları hakkında bilgi alan Öz, son durumla ilgili şu bilgileri verdi:
"KARAHAN TÜNELİ
Karahan Tüneli toplam 2x1607 m. uzunluğunda olup, bugüne kadar 2x1132 m. (2264 m.)’lik kazı ve destekleme çalışmaları tamamlanmıştır. Bu kesimlerde nihai beton işleri halen devam etmektedir. Tünelde proje ve ön etüt safhasında öngörülmeyen kötü zemin şartları nedeniyle planlan süresi içerisinde bitirilmesi mümkün olamamıştır. Karşılaşılan yeni zemin koşullarına göre kazı destek revize projelerinin hazırlanma çalışmalarına bu doğrultuda devam edilmektedir. Kalan 2x475 m.’lik kesimde mevcut keşif ile kalan imalatların tamamlanması mümkün olmadığından kalan işler için ikmal ihalesi çalışmalarına başlanılmıştır.
Tünelin tamamen 2014 yılı sonuna kadar (Aydınlatma ve havalandırma dahil) bitirilmesi hedeflenmektedir.
ERKENEK TÜNELİ
Erkenek Tünelinde kazı ve destekleme çalışmaları devam etmekte olup, toplam 2x1255 m. (2510 m.’si) tamamlanmıştır. Sol tüpte 750 m. nihai beton kaplama yapılmıştır. Erkenek tünelinde geri kalan 2x561 m.’lik kesimde proje ve ön etüd aşamasında öngörülmeyen kötü zemin şartları nedeniyle planlanan süresi içerisinde bitirilmesi mümkün olamamaktadır. Bu nedenle karşılaşılan yeni zemin koşullarına göre kazı destek revize projeleri hazırlanmış olup, çalışmalara bu doğrultuda devam edilmektedir.
Tünelin tamamen 2014 yılı sonuna kadar (Aydınlatma ve havalandırma dahil) bitirilmesi hedeflenmektedir.
MALATYA KUZEY ÇEVRE YOLU
Malatya Kuzey Çevre yolu toplam 54 Km. uzunluğunda olup, 2013 yılı yatırım programında yer almaktadır. Tarım Reformu Genel Müdürlüğü ve Malatya Valiliği koordinasyonuyla toplulaştırma çalışmaları devam etmektedir. Bu çalışmaların tamamlanmasını müteakip ihaleli olarak yapımı gerçekleştirilecektir.
KULUNCAK-HEKİMHAN YOLU:
Mevcut yol toplam 32 Km. uzunluğunda 3A standardında trafiğe hizmet vermektedir. Bu yolun standardını yükseltmek için proje ihalesi yapılmış olup, çalışmalar devam etmektedir. Projenin 2013 yılı içerisinde tamamlanması programlanmıştır.
PÖTÜRGE-DOĞANYOL YOLU:
Mevcut yol düşük standartlı yol olarak trafiğe hizmet vermektedir. Özellikle kışın kar mücadelesinde sıkıntı yaşanmaktadır. Bu yolun standardını yükseltmek için proje çalışmaları devam etmektedir. 2013 yılı sonu itibariyle proje çalışmalarının tamamlanması hedeflenmiştir.
MALATYA-HEKİMHAN-16.BL.HD. (SİVAS YOLU) YOLU
Adı geçen yol toplam 103 Km. uzunluğunda olup, 2012 yılında 2 kısım halinde ihale edilmiştir. Malatya’dan itibaren ilk 54 Km.’lik yolun sözleşmesi imzalanmış ve müteahhide yer teslimi yapılmıştır. Yüklenici firmanın şantiye kurma çalışmaları devam etmektedir. 2013 yılında ilk 9 Km.’si BSK seviyesinde bitirilmesi hedeflenmektedir. 2.Kısımın ihalesi ise Kamu İhale Kurumu’na yapılan itirazlar neticesinde gecikmiş olup, şuan itibariyle ihaleyi alan firmaya sözleşmeyi imzalamak üzere davetiye gönderilmiştir. Sözleşmenin imzalanmasını müteakip 15 gün içinde yer teslimi yapılarak çalışmalara başlanılacaktır.
ARAPGİR – DİVRİĞİ YOLU
29 km uzunluğundaki yolun üstyapı ihalesi 2012 yılında yapılmıştır. 2013 yılı içerisinde çalışmalara başlanılacak olup yolun tamamının asfalt seviyesinde bitirilmesi hedeflenmiş ve gerekli olan ödenek ayrılmıştır.
ARAPGİR – ÇEVRE YOLU
9 km uzunluğundaki bu yolun BY yapım ihalesi 27.07.2012 tarihinde yapılmış olup, sözleşmesi yapılmıştır. 2012 yılında mevsim şartlarının olumsuz olması nedeniyle çalışmalara başlanılamamıştır. 2013 yılında 4 km bölünmüş yol bitirilmesi hedeflenmiştir.
ARAPGİR – KEMALİYE İL YOLU
Bu yolun 18,6 km’ si Malatya ili sınırlarında kalmaktadır. Yolun 12,6 km’ si sathi kaplama seviyesinde tamamlanmıştır. Bu yolda Km: 0+000 – 4+000 arasında kısmi heyelanlar meydana gelmiş ve yol gövdesini tahrip etmiştir. Heyelanların ıslahı ve kalan 6 km için 2012 yılında yapım ihalesi yapılmıştır. 2013 yılında sathi kaplama seviyesinde bitirilmesi hedeflenmiştir."
http://www.sanalbasin.com/malatya-haber-siteleri/doganyol-haber-doganyolhabercom-14120.html?href=http://www.doganyolhaber.com
Samstag, 23. März 2013
Öcalan: Bu son değil yeni bir başlangıçtır
AMED 21.03.2013
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın beklenen tarihi mesajı
Diyarbakır'daki Newroz kutlamasında Kürtçe ve Türkçe okundu.
Mesaj ilk olarak BDP'li vekil Pervin Bultan tarafından
Kürtçe okundu. Ardından Türkçesi Sırrı Sürreya Önder tarafından okundu.
Öcalan'ın mesajı şöyle:
"MAZLUMLARIN ÖZGÜRLÜK NEWROZU KUTLU OLSUN
Selam olsun bu uyanış, canlanış ve diriliş günü olan Newrozu
en geniş katılım ve ittifakla kutlayan Ortadoğu ve Orta Asya halklarına…
Selam olsun yeni bir dönemin miladı ve gün ışığı olan
Newrozu büyük bir coşkuyla ve demokratik bir hoşgörüyle kutlayan kardeş
halklara…
Selam olsun demokratik hakları özgürlük ve eşitliği rehber
edinen bu büyük yolun yolcularına…
Zağros ve Toros dağ eteklerinden, Fırat ve Dicle nehir
vadilerine; kutsal Mezopotamya ve Anadolu topraklarından tarım, köy ve şehir
uygarlıklarına ANAlık eden halkların en eskilerinden olan Kürtler sizlere selam
olsun...
Binlerce yıllık bu büyük medeniyeti farklı ırklarla, dinlerle,
mezheplerle kardeşçe ve dostça birlikte yaşayan, birlikte inşa eden Kürtler
için Dicle ile Fırat, Sakarya ve Meriç'in kardeşidir. Ağrı ve Cudi Dağı, Kaçkar
ve Erciyes'in dostudur. Halay ve Delilo, Horon ve Zeybek'le hısım-akrabadır.
Bu büyük medeniyet bu kardeş topluluklar, siyasi baskılarla
harici müdahalelerle grupsal çıkarlarla birbirlerine düşürülmeye çalışılmış
hakkı, hukuku, eşitliği ve özgürlüğü esas almayan düzenler inşa edilmeye
çalışılmıştır.
Son iki yüz yıllık
fetih savaşları batılı emperyalist müdahaleler baskıcı ve inkarcı anlayışlar,
Arabi, Türki, Farisi, Kürdi toplulukları ulus devletçiklere, sanal sınırlara
suni problemlere gark etmeye çalışmıştır.
Sömürü rejimleri, baskıcı ve inkarcı anlayışlar artık
miadını doldurmuştur. Ortadoğu ve Orta Asya halkları artık uyanıyor. Kendine ve
aslına dönüyor. Birbirlerine karşı kışkırtıcı ve köreltici savaşlara ve
çatışmalara dur diyor.
Newroz ateşiyle yüreği tutuşan, meydanları hınca hınç
dolduran yüz binler, milyonlar artık barış diyor, kardeşlik diyor, çözüm
istiyor.
İçinde doğduğumuz çaresizliğe, bilgisizliğe, köleliğe karşı
bireysel isyanımla başlayan bu mücadele her türlü dayatmaya karşı bir bilinci,
bir anlayışı, bir ruhu oluşturmayı amaçlıyordu.
Bugün görüyorum ki, bu haykırış bir noktaya ulaşmıştır.
Bizim kavgamız hiçbir ırka, dine, mezhebe veya gruba karşı
olmamıştır, olamaz. Bizim kavgamız ezilmişliğe, bilgisizliğe, haksızlığa, geri
bırakılmışlığa her türlü baskı ve ezilmeye karşı olmuştur.
Bugün artık yeni bir Türkiye'ye, yeni bir Ortadoğu'ya ve
yeni bir geleceğe uyanıyoruz.Çağrımı bağrına basan gençler, mesajımı yüreğine
katan yüce kadınlar, söylemlerimi baş-göz üstüne diyerek kabul eden dostlar,
sesime kulak kesilen insanlar;
Bugün yeni bir dönem başlıyor.
Silahlı direniş sürecinden, demokratik siyaset sürecine kapı
açılıyor.
Siyasi, sosyal ve ekonomik yanı ağır basan bir süreç
başlıyor; demokratik hakları, özgürlükleri, eşitliği esas alan bir anlayış
gelişiyor.
Biz, onlarca yılımızı bu halk için feda ettik, büyük
bedeller ödedik. Bu fedakarlıkların, bu mücadelelerin hiçbiri boşa gitmedi.
Kürtler özbenliğini, aslını ve kimliğini yeniden kazandı.
"Artık silahlar sussun, fikirler ve siyasetler
konuşsun" noktasına geldik. Yok sayan, inkar eden, dışlayan modernist
paradigma yerle bir oldu. Akan kan Türküne, Kürdüne, Lazına, Çerkezine bakmadan
insandan, bu coğrafyanın bağrından akıyor.
Ben, bu çağrıma kulak veren milyonların şahitliğinde diyorum
ki; artık yeni bir dönem başlıyor, silah değil, siyaset öne çıkıyor. Artık
silahlı unsurlarımızın sınır ötesine çekilmesi aşamasına gelinmiştir.
Yüreğini bana açan, bu davaya inanan herkesin sürecin
hassasiyetlerini sonuna kadar gözeteceğine inanıyorum.
Bu bir son değil, yeni bir başlangıçtır. Bu mücadeleyi
bırakma değil, daha farklı bir mücadeleyi başlatmadır.
Etnik ve tek uluslu coğrafyalar oluşturmak, bizim aslımızı
ve özümüzü inkar eden modernitenin hedeflediği insanlık dışı bir imalattır.
Kürdistan ve Anadolu tarihine yaraşır şekilde tüm halkların
ve Kültürlerin eşit, özgür ve demokratik ülkesinin oluşması için herkese büyük
sorumluluk düşüyor. Bu Newroz münasebetiyle en az Kürtler kadar Ermenileri,
Türkmenleri,
Asurları, Arapları ve diğer halk topluluklarını da yakılan
ateşten kaynaklı özgürlük ve eşitlik ışıklarını, kendi öz eşitlik ve özgürlük ışıkları
olarak görmeye ve yaşamaya çağırıyorum.
Saygı değer Türkiye halkı;
Bugün kadim Anadolu'yu Türkiye olarak yaşayan Türk halkı
bilmeli ki Kürtlerle bin yıla yakın İslam bayrağı altındaki ortak yaşamları
kardeşlik ve dayanışma hukukuna dayanmaktadır.
Gerçek anlamında, bu kardeşlik hukukunda fetih, inkar, red,
zorla asimilasyon ve imha yoktur, olmamalıdır.Kapitalist Moderniteye dayalı son
yüzyılın baskı, imha ve asimilasyon politikaları; halkı bağlamayan dar bir
seçkinci iktidar elitinin, tüm tarihi ve de kardeşlik hukukunu inkar eden
çabalarını ifade etmektedir. Günümüzde artık tarihe ve kardeşlik hukukuna ters
düştüğü iyice açığa çıkan bu zulüm cenderesinden ortaklaşa çıkış yapmak için
hepimizin Ortadoğu'nun temel iki stratejik gücü olarak kendi öz kültür ve
uygarlıklarına uygun şekilde demokratik modernitemizi inşa etmeye çağırıyorum.
Zaman ihtilafın, çatışmanın, birbirlerini horlamanın değil,
ittifakın, birlikteliğin, kucaklaşma ve helalleşmenin zamanıdır.Çanakkale'de
omuz omuza şehit düşen Türkler ve Kürtler; Kurtuluş Savaşı'nı birlikte
yapmışlar, 1920 meclisini birlikte açmışlardır.
Ortak geçmişimizin önümüze koyduğu gerçek; ortak
geleceğimizi de birlikte kurmamız gerektiğidir. TBMM'nin kuruluşundaki ruh,
bugün de yeni dönemi aydınlatmaktadır.
Tüm ezilen halkları, sınıf ve kültür temsilcilerini; en eski
sömürge ve ezilen sınıf olan kadınları, ezilen mezhepleri, tarikatları ve diğer
kültürel varlık sahiplerini, işçi sınıfının temsilcilerini ve sistemden
dıştalanan herkesi çıkışın yeni seçeneği olan Demokratik Modernite Sistemi'nde
yer tutmaya, zihniyet ve formunu kazanmaya çağırıyorum.
Ortadoğu ve Orta Asya kendi öz tarihine uygun, bir çağdaş
modernite ve demokratik düzen aramaktadır. Herkesin özgürce ve kardeşçe bir
arada yaşayacağı yeni bir model arayışı, ekmek ve su kadar nesnel bir ihtiyaç
haline gelmiştir.
Bu modele yine Anadolu ve Mezopotamya coğrafyasının, ondaki
kültür ve zamanın öncülük etmesi, onu inşa etmesi kaçınılmazdır.
Tıpkı yakın tarihte Misak-i Milli çerçevesinde Türklerin ve
Kürtlerin öncülüğünde gerçekleşen Milli Kurtuluş Savaşı'nın daha güncel,
karmaşık ve derinleşmiş bir türevini yaşıyoruz.
Son doksan yılın tüm hata, eksiklik ve yanlışlıklarına
rağmen bir kez daha yanımıza, mağdur edilmiş, büyük felaketlere uğramış
halkları, sınıfları ve kültürleri de alarak bir model inşa etmeye çalışıyoruz.
Tüm bu kesimleri; eşitlikçi, özgür ve demokratik ifade tarzının örgütlenmesini
gerçekleştirmeye çağırıyorum.
Misak-i Milli'ye aykırı olarak parçalanmış ve bugün Suriye
ve Irak Arap Cumhuriyeti'nde ağır sorunlar ve çatışmalar içinde yaşamaya mahkum
edilen Kürtleri, Türkmenleri, Asurileri ve Arapları birleşik bir "Milli
Dayanışma ve Barış Konferansı" temelinde kendi gerçeklerini tartışmaya,
bilinçlenmeye ve kararlaşmaya çağırıyorum.
Bu toprakların tarihselliğinde önemli bir yer tutan
"BİZ" kavramının genişliği ve kapsayıcılığı dar, seçkinci iktidar
elitleri eliyle "TEK"e indirgenmiştir. "BİZ" kavramına eski
ruhunu ve pratiğini vermenin zamanıdır.
Bizi bölmek ve çatıştırmak isteyenlere karşı bütünleşeceğiz.
Ayrıştırmak isteyenlere karşı birleşeceğiz.
Zamanın ruhunu okuyamayanlar, tarihin çöp sepetine giderler.
Suyun akışına direnenler, uçuruma sürüklenirler.
Bölge halkları yeni şafakların doğuşuna şahitlik etmektedir.
Savaşlardan, çatışmalardan, bölünmelerden yorgun düşen Ortadoğu halkları artık
kökleri üzerinden yeniden doğmak, omuz omuza ağaya kalkmak istiyor.
Bu Newroz hepimize yeni bir müjdedir.
Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Muhammed'in mesajlarındaki
hakikatler, bugün yeni müjdelerle hayata geçiyor, insanoğlu kaybettiklerini
geri kazanmaya çalışıyor.
Batının çağdaş uygarlık değerlerini toptan inkar etmiyoruz. Ondaki
aydınlanmacı, eşit, özgür ve demokratik değerleri alıyor kendi varlık
değerlerimizle, evrensel yaşam forumlarımızla sentezleyerek yaşamlaştırıyoruz.
Yeni mücadelenin zemini fikir, ideoloji ve demokratik
siyasettir, büyük bir demokratik hamle başlatmaktır.
Selam olsun bu sürece güç verenlere, demokratik-barış
çözümünü destekleyenlere!
Selam olsun halkların kardeşliği, eşitliği ve demokratik özgürlüğü
için sorumluluk üstlenenlere!
,Yaşasın Newroz, yaşasın halkların kardeşliği!
İmralı Cezaevi 21 Mart 2013
Abdullah ÖCALAN."
KCK ateşkes ilan etti
BONN
23.03.2013
KCK Yürütme Konseyi Başkanı
Murat Karayılan, Almanya'nın Bonn kentindeki Newroz kutlamasına
gönderdiği görüntülü bir mesajla Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın
çağrısına yanıt verdi. Karayılan, "21 Mart’tan bu yana ve bundan sonra
biz hareket olarak, KCK, PKK ve HPG olarak resmi ve açık bir şekilde
ateşkes ilan ediyoruz" dedi.
KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan, 21 Mart günü Diyarbakır'da 2 milyona yakın kişinin katıldığı Newroz kutlamasında gerillaların sınırdışına çıkması için tarihi bir barış çağrısında bulunan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a, bugünkü Bonn Newroz kutlamasında yanıt verdi. Karayılan mesajında, "Önder Apo’nun verdiği karar aynı zamanda hepimizin de kararıdır" derken, geri çekilme için gerekli koşulları da açıklıyor.
Kürt mesajında Kürt halkını ve dostlarını selamlayan Karayılan, şu açıklamalarda bulundu:
"2013 Newroz’unda bu bir haftadır, Kürdistan halkı karabalık kitleler halinde büyük bir coşku ve umutla Newroz kutluyor. Özellikle 21 Mart’ta, Newroz gününde, Amed’de, Kandilde, Rojava’da ve tüm Kürdistan’da halkımız büyük kitleler halinde Newroz’u karşıladı, kutladı. Bu şekildeki kitlesel katılım aynı zamanda Başkan Apo’ya ve Başkan Apo’nun çağrısına sahip çıkmaktır. Halkımız bir daha ispatladı ki, o Önderliğiyle, hareketiyledir. Bundan dolayı tüm halkımızı ve Newroz’lara katılan herkesi selamlıyorum.
2013 Newroz’u bizler için, hareketimiz için ve tüm halkımız için yeni bir gün oldu. Newroz’un kendi anlamı zaten yeni gündür. Ama Önder Apo bu Newroz’da yeni bir mesaj verdi. Yeni bir çağrı yaptı. Bu çağrı Amed Newroz’unda tüm Kürt halkı ve tüm kamuoyuna açıklandı. Kürdistan’da, Türkiye’de ve Ortadoğu’da yeni bir dönem başladı. 2013 Newroz’u yeni bir gün, yeni bir başlangıç oldu. Halkların birlikteliğinin, özgür yaşamını kurmanın süreci, demokratik özgürlük süreci. Bundan dolayı biz Önder Apo’nun bu perspektifini, yeni süreci özgürlük ve demokrasinin yükseltilmesinin yeni adımı olarak görüyoruz. Herkesin de böyle görmesi gerekiyor.
ÖCALAN'IN KARARI BİZİM KARARIMIZDIR
Başkan Apo’nun gönderdiği mesaj çok önemli ve tarihidir. Amed’de Newroz günü yeni bir sayfa açıldı, tarih yazıldı. Açıklanan mesaj çok zengin, derin, anlamlı ve değerlidir. Sadece kuzey Kürdistan için değil, tüm Kürdistan için değerlidir. Tüm Türkiye ve tüm bölge içinde önemli bir değeri var. Çünkü kendisiyle yeni bir dönem ve yeni bir sayfa açıyor.
Şimdi herkes, soruyor. Önder Apo’nun çağrısına karşı PKK’nin ve HPG’nin tutumu ne olacak diye soruyor. Şimdi ben tüm hareketimiz adına hareketimizin tutumunu, hepinizin şahitliğinde ve hepinizin önünde açıklıyorum. Önder Apo’nun verdiği karar aynı zamanda hepimizin de kararıdır. Biz bu kararı kabul ediyor ve katılıyoruz. İçeriğini ve çerçevesini tarihsel, doğru ve çok önemli görüyoruz. Yeni bir sürecin, tarihi bir dönemin başlangıcı olarak görüyoruz.
ATEŞKES İLAN EDİYORUZ
Bundan dolayı mesajın açıklandığı gün 21 Mart’tan bu yana ve bundan sonra biz hareket olarak, KCK, PKK ve HPG olarak resmi ve açık bir şekilde ateşkes ilan ediyoruz. Özgür Kürdistan gerillaları hiçbir askeri eylem yapmayacaklardır. Türkiye sınırlarında olan askeri faaliyetleri, ateşkes çerçevesinde planlanacaktır. Ama eğer güçlerimize saldırı olursa, elbette güçlerimiz bu saldırılar karşısında kendilerini koruyacaklardır. Bir kere daha saldırılara karşı misilleme hakkımız olacaktır. Ama eğer, güçlerimize karşı saldırılar olursa, o zaman gerilla güçlerimiz kendilerini koruyacaklardır. Bu dünyevi bir haktır, meşru bir haktır. Uluslararası yasalarda da bu var. Yok eğer kimse güçlerimize saldırmazsa güçlerimizde hiçbir askeri eylem yapmayacaktır. Şimdilik kesinleşen kararımız budur.
GERİ ÇEKİLME ZEMİNİ OLUŞTURULURSA ONU DA YERİNE GETİRİRİZ
Geri çekilmeye ilişkin olarak da; eğer Türk devleti, hükümet ve parlamento sorumluluğunu yerine getirir ve geri çekilmeye ilişkin gerekli kararları alırsa, gerekli komisyon ve kurumları oluşturursa, geri çekilmenin zeminini eğer oluşturursa biz onu da yerine getireceğiz. Şimdi bu zeminin oluşturulmasını bekliyoruz. Bu konularda bizim söyleyeceklerimiz kısaca budur.
SAVAŞA DA BARIŞA DA HAZIRIZ
Herkesin bilmesi gerekir ki, bu tarihi döneme biz PKK olarak hazırız. Biz savaşa da hazırız, barışa da hazırız. Hareketimiz 2012 hamlesinde gösterdiği silahlı savaşımındaki gelişime göre yeni hamlelerin yapılmasına ve yeni gelişmelerin sağlanmasına da hazırdır. Ama Önder Apo’nun perspektifine göre ve bizlerin esas tercihi de demokratik çözümdür. Bu konuda gerekli olan adımları atacağız ve üzerimize düşen sorumlulukları yerine getireceğiz. Bu konuda biz karar sahibiyiz. Bu sürece taktik bir hamle olarak yaklaşmıyoruz, stratejik görüyoruz. Bunu herkes bilmeli. Biz sonuna kadar samimi, kararlı ve cesaretle halkların kardeşliğini ve demokratik çözümü geliştirmek ve bu çerçevede sonuca ulaşmak istiyoruz. Tüm halkımızın, tüm yurtseverlerin ve tüm arkadaşların Önder Apo’nun perspektifini doğru bir şekilde anlaması gerekir. Önder Apo’nun perspektifi özgürlük mücadelesinde yeni bir dönem başlatıyor. Bu bir son değil, bir başlangıçtır. Demokrasi ve özgürlük mücadelesinin başlangıcıdır.
AVRUPA'DAKİ HALKIMIZ BU SÜREÇTE ROLLERİNİ OYNAMALI
Değerli yoldaşlar, onurlu yurtseverler özellikle de Avrupa’daki halkımızın bu süreçte kendi rollerini oynaması lazım. Bu sürecin başarıya ulaşmasında biz kendimize güveniyoruz. Biz kendi mücadelemize güveniyoruz. Başaracağımıza inancımız ve güvenimiz tamdır. Bunun için sizlerin de Avrupa sahasında siyasi ve diplomatik bir hamle başlatmanız gerekir. Bu tarihi dönemde kendi sorumluluklarınıza daha fazla sahip çıkın. Sizlerin özellikle “Önder Apo’ya özgürlük” kampanyasını yükseltmeniz lazım. Tüm dünya da yükseltin. Artık Önder Apo’nun özgürleşmesinin zamanı gelmiştir. Bundan dolayı Önder Apo’ya özgürlük kampanyasının tüm dünyaya yayılması gerekir ve sizlerin bu başarması gerekir.
PARİS KATLİAMI AYDINLATILMALI
Avrupa’nın ortasında, Paris’te bize saldırı oldu. katliam oldu. (9 Ocak 2013'teki) Paris katliamının açıklanması gerekir. Biz Şehit Sara’ları (Sakine Cansız), Rojbinleri (Fidan Doğan), Ronahileri (Leyla Şaylemez) unutmayız. Bunun açıklanması gerekir ve hesap sorulması gerekir. Bunun sorumluluğu da sizlerin üzerine düşüyor. Bu konuda siyasi, diplomatik, hukuku alanda ne çalışma gerekiyorsa, Avrupa’daki Kürtlerin bunu yapması ve başarması gerekir.
Devrimimiz bugün çok önemli bir aşamaya girdi. Önümüzde tehlikelerin olduğu da doğru. Herşey kesinleşmiş değil. Ama bizlerin mücadeleyi yükseltmesi lazım. Riskler var, ama riskleri azaltmak için ve Önder Apo’nun perspektifine göre hareket edebilmemiz için bizlerin daha fazla birlik olması gerekir. Ulusal birlik olmalı. Örgütsel birlik, disiplin ve fedakarlık olmalı. Kahraman şehitlerin yolunda bu şekilde hareket edersek biz bu tarihi süreçte başarılı oluruz.
Başarma umuduyla sizlerin Newroz’unu bir kez daha kutluyorum. Mücadelede hepiniz için başarı istiyorum.
KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan, 21 Mart günü Diyarbakır'da 2 milyona yakın kişinin katıldığı Newroz kutlamasında gerillaların sınırdışına çıkması için tarihi bir barış çağrısında bulunan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a, bugünkü Bonn Newroz kutlamasında yanıt verdi. Karayılan mesajında, "Önder Apo’nun verdiği karar aynı zamanda hepimizin de kararıdır" derken, geri çekilme için gerekli koşulları da açıklıyor.
Kürt mesajında Kürt halkını ve dostlarını selamlayan Karayılan, şu açıklamalarda bulundu:
"2013 Newroz’unda bu bir haftadır, Kürdistan halkı karabalık kitleler halinde büyük bir coşku ve umutla Newroz kutluyor. Özellikle 21 Mart’ta, Newroz gününde, Amed’de, Kandilde, Rojava’da ve tüm Kürdistan’da halkımız büyük kitleler halinde Newroz’u karşıladı, kutladı. Bu şekildeki kitlesel katılım aynı zamanda Başkan Apo’ya ve Başkan Apo’nun çağrısına sahip çıkmaktır. Halkımız bir daha ispatladı ki, o Önderliğiyle, hareketiyledir. Bundan dolayı tüm halkımızı ve Newroz’lara katılan herkesi selamlıyorum.
2013 Newroz’u bizler için, hareketimiz için ve tüm halkımız için yeni bir gün oldu. Newroz’un kendi anlamı zaten yeni gündür. Ama Önder Apo bu Newroz’da yeni bir mesaj verdi. Yeni bir çağrı yaptı. Bu çağrı Amed Newroz’unda tüm Kürt halkı ve tüm kamuoyuna açıklandı. Kürdistan’da, Türkiye’de ve Ortadoğu’da yeni bir dönem başladı. 2013 Newroz’u yeni bir gün, yeni bir başlangıç oldu. Halkların birlikteliğinin, özgür yaşamını kurmanın süreci, demokratik özgürlük süreci. Bundan dolayı biz Önder Apo’nun bu perspektifini, yeni süreci özgürlük ve demokrasinin yükseltilmesinin yeni adımı olarak görüyoruz. Herkesin de böyle görmesi gerekiyor.
ÖCALAN'IN KARARI BİZİM KARARIMIZDIR
Başkan Apo’nun gönderdiği mesaj çok önemli ve tarihidir. Amed’de Newroz günü yeni bir sayfa açıldı, tarih yazıldı. Açıklanan mesaj çok zengin, derin, anlamlı ve değerlidir. Sadece kuzey Kürdistan için değil, tüm Kürdistan için değerlidir. Tüm Türkiye ve tüm bölge içinde önemli bir değeri var. Çünkü kendisiyle yeni bir dönem ve yeni bir sayfa açıyor.
Şimdi herkes, soruyor. Önder Apo’nun çağrısına karşı PKK’nin ve HPG’nin tutumu ne olacak diye soruyor. Şimdi ben tüm hareketimiz adına hareketimizin tutumunu, hepinizin şahitliğinde ve hepinizin önünde açıklıyorum. Önder Apo’nun verdiği karar aynı zamanda hepimizin de kararıdır. Biz bu kararı kabul ediyor ve katılıyoruz. İçeriğini ve çerçevesini tarihsel, doğru ve çok önemli görüyoruz. Yeni bir sürecin, tarihi bir dönemin başlangıcı olarak görüyoruz.
ATEŞKES İLAN EDİYORUZ
Bundan dolayı mesajın açıklandığı gün 21 Mart’tan bu yana ve bundan sonra biz hareket olarak, KCK, PKK ve HPG olarak resmi ve açık bir şekilde ateşkes ilan ediyoruz. Özgür Kürdistan gerillaları hiçbir askeri eylem yapmayacaklardır. Türkiye sınırlarında olan askeri faaliyetleri, ateşkes çerçevesinde planlanacaktır. Ama eğer güçlerimize saldırı olursa, elbette güçlerimiz bu saldırılar karşısında kendilerini koruyacaklardır. Bir kere daha saldırılara karşı misilleme hakkımız olacaktır. Ama eğer, güçlerimize karşı saldırılar olursa, o zaman gerilla güçlerimiz kendilerini koruyacaklardır. Bu dünyevi bir haktır, meşru bir haktır. Uluslararası yasalarda da bu var. Yok eğer kimse güçlerimize saldırmazsa güçlerimizde hiçbir askeri eylem yapmayacaktır. Şimdilik kesinleşen kararımız budur.
GERİ ÇEKİLME ZEMİNİ OLUŞTURULURSA ONU DA YERİNE GETİRİRİZ
Geri çekilmeye ilişkin olarak da; eğer Türk devleti, hükümet ve parlamento sorumluluğunu yerine getirir ve geri çekilmeye ilişkin gerekli kararları alırsa, gerekli komisyon ve kurumları oluşturursa, geri çekilmenin zeminini eğer oluşturursa biz onu da yerine getireceğiz. Şimdi bu zeminin oluşturulmasını bekliyoruz. Bu konularda bizim söyleyeceklerimiz kısaca budur.
SAVAŞA DA BARIŞA DA HAZIRIZ
Herkesin bilmesi gerekir ki, bu tarihi döneme biz PKK olarak hazırız. Biz savaşa da hazırız, barışa da hazırız. Hareketimiz 2012 hamlesinde gösterdiği silahlı savaşımındaki gelişime göre yeni hamlelerin yapılmasına ve yeni gelişmelerin sağlanmasına da hazırdır. Ama Önder Apo’nun perspektifine göre ve bizlerin esas tercihi de demokratik çözümdür. Bu konuda gerekli olan adımları atacağız ve üzerimize düşen sorumlulukları yerine getireceğiz. Bu konuda biz karar sahibiyiz. Bu sürece taktik bir hamle olarak yaklaşmıyoruz, stratejik görüyoruz. Bunu herkes bilmeli. Biz sonuna kadar samimi, kararlı ve cesaretle halkların kardeşliğini ve demokratik çözümü geliştirmek ve bu çerçevede sonuca ulaşmak istiyoruz. Tüm halkımızın, tüm yurtseverlerin ve tüm arkadaşların Önder Apo’nun perspektifini doğru bir şekilde anlaması gerekir. Önder Apo’nun perspektifi özgürlük mücadelesinde yeni bir dönem başlatıyor. Bu bir son değil, bir başlangıçtır. Demokrasi ve özgürlük mücadelesinin başlangıcıdır.
AVRUPA'DAKİ HALKIMIZ BU SÜREÇTE ROLLERİNİ OYNAMALI
Değerli yoldaşlar, onurlu yurtseverler özellikle de Avrupa’daki halkımızın bu süreçte kendi rollerini oynaması lazım. Bu sürecin başarıya ulaşmasında biz kendimize güveniyoruz. Biz kendi mücadelemize güveniyoruz. Başaracağımıza inancımız ve güvenimiz tamdır. Bunun için sizlerin de Avrupa sahasında siyasi ve diplomatik bir hamle başlatmanız gerekir. Bu tarihi dönemde kendi sorumluluklarınıza daha fazla sahip çıkın. Sizlerin özellikle “Önder Apo’ya özgürlük” kampanyasını yükseltmeniz lazım. Tüm dünya da yükseltin. Artık Önder Apo’nun özgürleşmesinin zamanı gelmiştir. Bundan dolayı Önder Apo’ya özgürlük kampanyasının tüm dünyaya yayılması gerekir ve sizlerin bu başarması gerekir.
PARİS KATLİAMI AYDINLATILMALI
Avrupa’nın ortasında, Paris’te bize saldırı oldu. katliam oldu. (9 Ocak 2013'teki) Paris katliamının açıklanması gerekir. Biz Şehit Sara’ları (Sakine Cansız), Rojbinleri (Fidan Doğan), Ronahileri (Leyla Şaylemez) unutmayız. Bunun açıklanması gerekir ve hesap sorulması gerekir. Bunun sorumluluğu da sizlerin üzerine düşüyor. Bu konuda siyasi, diplomatik, hukuku alanda ne çalışma gerekiyorsa, Avrupa’daki Kürtlerin bunu yapması ve başarması gerekir.
Devrimimiz bugün çok önemli bir aşamaya girdi. Önümüzde tehlikelerin olduğu da doğru. Herşey kesinleşmiş değil. Ama bizlerin mücadeleyi yükseltmesi lazım. Riskler var, ama riskleri azaltmak için ve Önder Apo’nun perspektifine göre hareket edebilmemiz için bizlerin daha fazla birlik olması gerekir. Ulusal birlik olmalı. Örgütsel birlik, disiplin ve fedakarlık olmalı. Kahraman şehitlerin yolunda bu şekilde hareket edersek biz bu tarihi süreçte başarılı oluruz.
Başarma umuduyla sizlerin Newroz’unu bir kez daha kutluyorum. Mücadelede hepiniz için başarı istiyorum.
Sonntag, 10. März 2013
MECLİS GÜVENLİK ZİRVESİNDE YASAK ÇIKTI
Meclis Başkanı Cemil Çiçek, parti grup başkan vekilleriyle yaptığı toplantıda Meclis basın toplantı salonunun milletvekilleri dışında halka kapalı olacak. BDP Grup Başkan Vekilli İdris Baluken, söz konusu uygulamayla Meclisin halka kapatılacağını belirterek, uygulamaya karşı olduklarını söyledi. CHP’li Engin Altay ise, Meclis güvenliğini öne sürerek, yasağı savundu.
TBMM Başkanı Cemil Çiçek önceki gün TBMM İdare Amiri Salim Uslu, AKP Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, CHP Sinop Milletvekili Engin Altay, MHP Grup Başkan Vekili Mehmet Şandır ve BDP Grup Başkan Vekili İdris Baluken’le “güvenlik zirvesi” toplantısı gerçekleştirdi.
YASAĞI SAVUNDU
CHP adına toplantıya katılan Sinop Milletvekili Engin Altay, gazetemize konuştu. Meclis toplantı salonu Milletvekilleri dışında kimsenin alınmaması dışında maddelerin daha önce yürürlükte olan maddeler olduğunu hatırlatan Altay, yürürlükte olan maddelerin ihlal edildiğini dile getirdi. Altay, bunun toplantı da Meclis Başkanı tarafından bir kez daha hatırlatıldığını belirtti. Altay, Meclis toplantı salonunun milletvekillerinin dışında kimsenin alınmaması yönündeki kesin kararının partilerin değerlendirmesinden sonra yapılacak toplantı da tekrar konuşulacağını ifade etti. Altay, Meclis güvenliği için söz konusu uygulamanın doğru olduğunu savundu.
ÜÇ PARTİ ANLAŞTI
Konuyla ilgili Hayat Televizyonu 13.00 Haber bültenine telefonla bağlanan BDP Grup Başkan Vekili ve Bingöl Milletvekili İdris Baluken, AKP, CHP ve MHP’nin Meclis Başkanı ile aynı konuda anlaştıklarını söyledi. Sesini medyaya duyurmayan toplumun değişik kesimlerinin, kitle örgütlerinin basın toplantı salonunun milletvekilleriyle birlikte kullandıkları bir platform olduğuna dikkat çeken Baluken, söz konusu yasağın ise Meclis ve milletvekilli güvenliği iddiasıyla ortaya atılmasına da anlayamadıklarını ifade etti. Neden böyle yapıldığını da bilmediklerini anlatan Baluken, “Halka kapalı olan bir Mecliste bürokratik işleyişi ele alırsanız halkın Meclisi olma vasfından çıkar” dedi. Baluken, toplantı öncesinde üç partinin ve Meclis Başkanının yasak üzerinde anlaştıklarını söyledi. Yasağın doğru olmadığını toplantı da dile getirdiklerini belirten Baluken, parti olarak söz konusu yasağı devre dışı bırakacak uygulamalar da yapacaklarını söyledi. Toplantı sonunun da söz konusu yasağın partilerin gruplarında görüşülmesinden sonra tekrar gündeme getirilmesinin kararlaştırıldığını hatırlatan Baluken, kamuoyu baskısıyla diğer partilerin geri adım atmalarını umduklarını söyledi.
LEVENT TÜZEL: KABUL ETMEYECEĞİZ
İSTANBUL Bağımsız Milletvekili Levent Tüzel, söz konusu yasakla ilgili Twitter hesabından “TMBB halkın dertlerini taleplerini özgürce ifade ettiği bir yer olmalıdır. Yurttaşların yasaklandığı yerde güvenlikten söz edilemez. Meclis güvenliği diyerek yurttaşlara basın toplantılarını kapatmak halkın sesini kısmanın hesabıdır, kabul etmeyeceğiz” dedi.
BUNLARDAN RAHATSIZLAR
TBMM’de milletvekillerinin hak arayan işçi, öğretmen, öğrenci, kayıp yakınları, sendikacı ve oda temsilcileriyle yaptığı açıklamalar bundan sonra yapılamayacak. Peki bugüne kadar mecliste milletvekillerinin halkla yaptıkları açıklamalar nelerdi, bir bakalım.
- Asgari ücretin insanca yaşanacak bir düzeye yükseltilmesi için Türkiye’nin dört bir yanında imza toplayan işçiler taleplerini Mecliste açıklamıştı
- İşten atılan Hey Tekstil işçileri, Meclis tarafından ödüllendirilen patronlarının haksız uygulamalarını ve emeklerinin gasbedilmesini Mecliste dile getirmişti
- Türkiye cezaevlerinde haksız yere en uzun süre yatma unvanına sahip Tahir Canan’ın çocukları, eşi ve torunları Canan için adalet taleplerini bir de Mecliste açıklamıştı
- Yaşam savunucuları, çevreye ve doğaya zarar veren HES’lere ve suyun ticarileştirmesine karşı vekilleri bir kez de Mecliste uyarmıştı.
- Bir gece yarısı operasyonuyla evlerinden alınan ve tutuklanan yüzlerce öğrencinin aileleri ve arkadaşları.
- Ankara’nın göbeğinde, Çalışma Bakanlığının yanı başında anayasal haklarını kullanarak Deri-İş Sendikasına üye oldukları için işten atılan Togo işçileri.
- Sendikalı oldukları için işten atılan Tuzla Kampana ve İzmir Savranoğlu işçileri.
- Çocukları polis kurşunuyla öldürülen aileler.
- Askerde ‘intihar etti’ iddiasıyla çocuklarının cenazelerini alan aileler.
GÜVENLİK MADDELERİ
- TBMM’de yapılan basın toplantılarına milletvekilleri dışında kimsenin katılmayacak.
- Milletvekili araçlarıyla gelen ziyaretçiler güvenlik kontrolünden geçecek.
- Ziyaretçi yasağına uyulacak.
- Giriş yasağı olanlar içeriye alınmayacak.
- Araç girişlerindeki kontrollere yardımcı olunacak.
- Mecliste yaka kartları takılacak.
- Sabah 10.00’dan önce ziyaretçi alınmayacak.
- Kulislere ziyaretçi alınmayacak. (İstanbul\EVRENSEL)
Donnerstag, 7. März 2013
Meclis Uludere Alt Komisyonu’nun tartışma yaratan raporu bugün komisyon üyelerine okundu. Komisyon teamüllere ve komisyon uygulamalarına aykırı olarak basına ve komisyon üyesi milletvekillerine kapatıldı. Kapatmaya CHP, BDP ve MHP’li üyelerin itirazlarına rağmen, AKP’lilerin oyları ile karar verildi. Komisyon başında üyelere dağıtılan taslak metin, komisyon başkanının “gizlilik” uyarısı ile sonradan yeniden toplandı.
KÜRKÇÜ: USULE AYKIRI
Komisyon raporunu gazetemize değerlendiren BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, komisyonun, çalışma usul ve teamüllere aykırı olarak kapalı toplandığını söyledi. Raporda ölümlerin, sınırötesi operasyon yetkisi kullanımından kaynaklandığının belirtildiğini ama bu yetkiyi hükümetin mi genelkurmayın mı kullandığına ilişkin bir ifade olmadığını kaydeden Kürkçü, bu konuya parmak basılmamasını eleştirdi. Katliamın sivil-asker koordinasyonsuzluğuna bağlandığını belirten Kürkçü, İHA görüntülerinin yanlış değerlendirildiği ifadelerini de eleştirdi. “Bir iki gerilla öldürecekleri ihtirası ile hareket edildiğini” belirten Kürkçü, raporda birtakım tavsiyelerin de yer aldığını söyledi.
İnsanlığa karşı işlenmiş bu suça ilişkin raporda bir özür belirtisi de olmadığını kaydeden Kürkçü, yaşam ve güvenlik haklarının ihlal edilmesine rağmen raporda bu doğrultuda bir ifade, tespitin yer almadığını da söyledi. Kürkçü, rapora ilişkin karşı oyunu Salı günü komisyona ileteceğini de dile getirdi.
Üst komisyonda daha sonra görüşülecek olan komisyon raporunu eleştiren CHP Ankara Milletvekili Levent Gök de raporu bir “yüz karası” olarak değerlendirdi. Gök AKP’li vekillere “siz bu raporun altında kalırsınız” diye seslendi.
Edinilen bilgilere göre raporda hükümete ya da Genelkurmay’a yönelik hiçbir eleştiri ya da sorumluluk yüklenmiyor. Ölümlerde “kasıt” olmadığı vurgulanan rapora göre, komutanlar ile valilik arasındaki koordinasyonsuzluk neden olarak gösteriliyor.
14 sayfası değerlendirme, 3 sayfası ifadelere ayrılan toplam 76 sayfalık rapora CHP ve BDP’li milletvekillerinden yoğun eleştiri geldi. Rapor okunarak AKP’lilerin oyları ile kabul edildi.
MASUM GÜVENLİK OPERASYONUYMUŞ!
Uludere Katliamı’nın ardından Mecliste kurulan Uludere İnceleme Alt Komisyonu Başkanı İhsan Şener 28 Şubatta, Uludere'nin Roboskî köyünde yapılanın masum güvenlik operasyonu da olabileceğini belirtirken, raporda emri kimin verdiğine ilişkin bilginin olmayacağını söylemişti.
Şener, taslak metne ilişkin bazı detayları vererek, “Bu, masumane bir güvenlik operasyonu ya da bir yanlışlık olmuş olabilir, bunu bilemeyiz. Ülke güvenliği söz konusudur ve sınır ötesinden sınıra kadar gelmiş bir yapıya, müteyakkız durumdaki güvenlik güçlerinin bu tür bir operasyon yapması olağan karşılanabilir” demişti. (Ankara/EVRENSEL)
'Kürtçe Basit Bir Dildir' Açıklamasına SertTepki
Per, 03/07/2013
Kunar’ın, Kürtçe'nin 4 bin kelimeden oluştuğunu iddia ettiği konuşmasına İstanbul Kürt Enstitüsü Başkanı Zana Farqini sert yanıt verdi. ANF’ye konuşan Farqini, "Türkiye Çevirmenler Derneği'nin Asbaşkanı kendinden menkul bir değerlendirme yapmış. Zaten beyanlarına baktığımızda Kürtçe konusunda hiçbir bilgiye sahip olmadığını anlıyoruz. Bir cehalet örneği sergilemiştir" dedi.
Türkiye Çevirmenler Derneği'nden Kunar'ın açıklamalarının, önceleri Kürtçe'nin var olmadığını iddia eden yaklaşımla örtüştüğüne dikkat çeken Farqini söz konusu değerlendirme için "tamamen mesnetsiz, bilimsellikten uzak" yorumunu yaptı:
'166 BİN MADDELİK SÖZLÜK HAZIRLADIK'
Hazırladığım üç sözlük var. 2000 yılında hazırladığım Türkçe-Kürtçe sözlük 60 bin maddeden oluşuyor. Yine 2004 yılında 166 bin maddelik Kürtçe-Türkçe sözlük yayınladık. Ayrıca, Irak Kürdistan Bölgesi'nde ilkokuldan üniversiteye değin ana dilde eğitim yapılıyor; hem idari, hem de hukuki terimlerin kullanıldığı literatür söz konusu. Neden o bölgede bir sıkıntı yok? Sıkıntı yasaklarla ilgili. Türkiye'de yasak olmasına rağmen pek çok çalışma artık Kürtçe yürütülüyor, sempozyumlar yapılıyor. Yurtdışında Kürtçe üzerine hem Kürtler hem de farklı uluslardan kişiler çalışmalar yapıyor. Bunlar Kürtçe'nin geldiği düzeyi gösteriyor.
Farqini, sorunun temelindeki asimilasyon politikalarına işaret ederek "Yüz yıldan fazladır, cumhuriyetten beri asimilasyon politikaları, ret ve inkar politikaları sürüyor. Başbakan Erdoğan bile bunu kabul ediyor. Bu koşullarda yaşayan, hiç eğitim görmemiş ve Türkçe eğitim almış insanların zaten hem Kurmanci hem de Zazaki'ye hakim olmaları mümkün mü? Önemli olan dil üzerindeki baskının, yasağın kaldırılması için fikir üretmek." dedi.
Farqînî, mahkemelerdeki tercümanlara ilişkin ise eğitimden geçmeleri, alt yapılarının olması gerektiğini belirtti.
Abonnieren
Kommentare (Atom)
Akçadağ Kömbesi
12:00 02 Haziran 2021 Haber Kaynağı Akçadağ Kömbesi coğrafi işaretle tescillendi Malatya'nın Akçadağ ilçesinde lezzeti ve tadıyla yöre...
-
'Kürtler kardeş sözünden tiksiniyorum' Sırrı Süreyya Önder BDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, AKP’lilerin “Kü...
-
Mahalle ederinde aile! 2014-04-12 0 Yorum 24334 Okunma Hindistan'da 39 karısı ve 127 çocuğu olan aile seçmen politikacıların...